Karalamalarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karalamalarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Uzak Kaldık..

Posted: by Bursevi in .
0

Mesela ben merak ederim.
Daha doğrusu ederdim..
Ama şimdi..
Neler yaptığını ya da nelere hüzünlendiğin artık o kadar umrumda değil; zira yokluğunu hissedemeyeceğim kadar uzak kaldık.

Git!

Posted: by Bursevi in .
0

Git!
Sustuklarıma git!
Görmezliklerime git!
Uzaklara git!

0

İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir. İnsanların "tecrübe" dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana "tecrübeli" denir.

Sigmund Freud

... cümlesindeki anlatım bozukluğunu bulunuz..

Posted: by Bursevi in .
0


ben onu seviyordum, o da beni;

"ama aramızdaki tek ortak nokta yalnızca portakalı sevmemizdi."


cümlesindeki anlatım bozukluğunu bulunuz.


a)Soru hatalı
b)Sevmek için portakal yeterli miydi?
c)Kalp bilgisi error verdi.
d)Abi çok iyi yaa.
e)İlginç.f)Zor.
g)Hayırlısı olsun.
h)ÖSS hangi yıl sorusu bu?
..)

...)
....)

Keyfe keder değil hatırlatana keder..

Posted: by Bursevi in .
0

9 bardak çay devirdim bu 10. olacak.
Muhtemelen sabaha kadar bir demlik daha indiririm.
Keyif çayı değil keder çayı. Keyfe keder değil hatırlatana keder.

Kimsenin zannettiği kadar güçlü biri değilim. Olamadım da. Tiyatrocu ruhu varmış kanımda..
Bir kelimeyle, bir mesajla ya da bir fotoğrafla tarumar olabilecek kadar GÜÇSÜZÜM.

Platonikler gerçekler kadar yakmaz.

Posted: by Bursevi in .
0

Bir arkadaşım var.
Arkadaşım dediysem Facebook arkadaşım.
Aslında liseden bir üst devrem.

Günlerdir bir Facebook sayfasında atılan her gönderiyi beğeniyor altına yorum atmadan durmuyor.
Ki bu mesajların altında genelde merve adında bir sayfa yöneticisi olduğu yazıyor.
Bu, amiyane tabirle saf arkadaşım, kah gece kah gündüz merve'nin attığı tüm postlara beğeni ve mesaj atıyor, yetmiyor paylaşım altından karşılıklı mesajlaşıyor.
Her gece haber bandında durumlarını görüyor, ara ara da yorumlarını okuyorum..


Ya abazalık hat safhaya ulaştı diyorum ya da gerçekten saf bir tutulma yaşadı..
Orasını bilemiyorum.
Neyse üzülmemesi için bir şey demek istemiyorum ama o merve ile yazıştığını sandığı sayfanın sadece 2 yöneticisi var ve ikisi de erkek /:
Çok acımasızca değil mi?
Değil.
Platonikler gerçekler kadar yakmaz.
Sen alışıksın platonik yaşamaya..

Sırada yöneticisinin merve olduğu diğer sayfalara, yeni sayfalar açmaya..
Hadi sar bir daha başa..

İyi ki üzmüşler seni. İyi ki acıtmışlar canını..

Posted: by Bursevi in .
0

İyi ki üzmüşler seni. İyi ki acıtmışlar canını. 
Ve iyi ki bugün olman gereken kişi olmuşsun. 
Şimdi, neye üzülüp neye üzülmeyeceğini; kime değer verip kime değer vermeyeceğini, kiminle yakın kiminle uzak olacağını biliyorsun.
Bundan daha güzeli var mı? 
Bence yok..

Yine olsa yine yaşarım..

Posted: by Bursevi in .
0

Unutamadığım hiçbir anım yok.
Unutamadığım hiçbir arkadaşım yok.
Hep daha iyisini yaşadım. Daha iyisini istedim.
Hiçbir şey için pişman olmadım.
Hep çok güzel şeyler yaşadım.
Yine olsa yine yaşarım.

Mesela sırf bitireyim diye bir tırtıla dönüşebilirim ben.
Kurbağadan prense ve prensten tekrar kurbağaya.
Mesela kadınları terk edemem ben. Hepsi de bunu bilir.
Çok pis bir numaradır. Sonra ne arar ne de sorarım.
Başta çok zevk alırlar bundan. Ama sonra bir bakarlar ki uçup gitmişim hayatlarından..

Hayat bakışımız aynı değildi..

Posted: by Bursevi in .
2


"Bir ilişkinin başlangıç dönemlerinde genellikle hassas sorunlardan kaçınılır..
Binbir itinayla henüz kurulan o kırılgan yapının kırılacağından, bozulacağından korkulur..
Ama benimle o kadın arasında derinden, temel bir fark vardı..
Hayat bakışımız aynı değildi.."

Belki de bir ilişkide, birçok insan burada hataya düşer; o kırılgan yapının kırılacağından korkar ve kendinden taviz vermeye başlar. İlk başlarda bunun farkına varılmaz. Birden hiç tanımadığı bir kişilik rolüne bürünür. Tabiri caizse bu ilişki bir evcilik oyununa dönüşür.. Kişi hayatta kendisi olamaz.. Ait olmadığı bir yaşamda ait olmadığı bir rolü üstlenir. Başlarda bu durum hoş gibi gözükse de bir müddet sonra (u)mutsuzluk çanları çalmaya başlar.. Yaşadığınız mutluluk sizin eseriniz değildir; bir başkasının sizin üzerinizde emaneten bırakmış olduğu, gayri ihtiyari iştirak edilmiş olan yapmacık ve gelip geçici bir duygudan ibarettir..

Veda ederken;


"Bir ilişkide kendiniz olamıyorsanız, o ilişkinin kuklası olmaya mahkumsunuzdur.

Aramıza siyaset girmesin..

Posted: by Bursevi in .
1

Birbirimizin siyasi pişmanlıkları olmayalım..

Her geçen gün kan kaybediyorum. Arkadaş kitlem bir bir eksiliyor. Herkes beni sevmek zorunda değil deyip geçiştiriyorum. Lakin son zamanlarda gördüm ki muhabbetinden keyif aldığım, ilkokul arkadaşlarım, yanında vaktin nasıl geçtiğini anlamadığım birçok arkadaşım, derslerinde gülüp geçtiğim hocalarım, sokakta maç yaptığım, taso oynadığım çocukluk arkadaşlarım şimdilerde bir bir beni arkadaşlık listelerinden çıkarıyor..
Peki neden? Siyaset yüzünden..
Son zamanlarda sık sık duyar oldum; Kusura bakma arkadaşım, görüşlerine katlanamıyorum, söylediklerini hazmedemiyorum..
İnsan başta ego yapıyor, senin bir düşüncene bile katlanamayıp arkadaşlıktan çıkaran kişiyle ne muhabbetin olabilir ki deyip geçiştiriyorsun. Ama artık kaldıramıyorum. Sevinebilirsiniz. Kendinize gurur duyabilirsiniz. Uzaklaşanlar o kadar arttı ki aman şu kırılmasın, aman şu şundan nem kapmasın diye diye bir şey yazamaz oldum. Mizah yaptım üzerine alınan sövdü geçti, yorum yaptım ne dinim kaldı ne imanım, bir atıfta bulundum onun bunun zümresine dahil olundum.

Arkadaşlar benim ben Muhammet! Çocukken top koşturduğunuz arkadaşınız Muhammet..
Birlikte taso oynayıp mahallede yenilmedik arkadaş bırakmayan Muhammet..
Top oynarken camınızı kıran komşunuzun oğlu Muhammet..
Bakkalına borç yapıp daha sonra verirsin dediğiniz Muhammet..
Birlikte ders çalıştığınız, çizim yaptığınız arkadaşınız Muhammet..
Sessiz sakin öğrenci profili çizen öğrenciniz 1214 Muhammet..
Gezdiğiniz tozduğunuz, beraber vakit geçirdiğiniz arkadaşınız Muhammet..
Her şeyinizi emanet ettiğiniz, sabahlara kadar sokakta volta attığınız, gönül meselenizde yanınızda olan, eve aldığı ekmeği yolda sizinle paylaşıp eve ekmeksiz giden arkadaşınız Muhammet..
Parti veya ideoloji bilmeyen, ama yanlış ama doğru ama eksik ama fazla her zaman olduğu gibi doğru bildiğinin peşinden giden çocukluk arkadaşınız Muhammet..

O partinin ya da bu cemaatin ideolojisini yansıtan Muhammet değil..

Tuttuğum taraf veya ideolojisini desteklediğim cemaat seçimi kazanmış ya da kaybetmiş ne yazar..
Ben sizi kaybedince daha çok üzülüyorum bilesiniz.
Hele hakaretleriniz, canımı en çok yakanlar onlar..

"İnsanlar mizah ve şaka yapabilirler. Fakat bazı konular vardır ki onlar asla şakaya gelmez. Orada ciddî olmak insanlık borcudur. Bayrakla alay edemezsin. Millî tarihle eğlenemezsin. Kuran'ı mizah konusu yapamazsın. Aile namusunu hiçe sayamazsın. Bunlar millî mukaddesattandır. Millî mukaddesatı olmayan millet, millet değil hayvan sürüsüdür.."

Benim mukaddesatıma, düşüncelerime, aileme, değerlerime dahi saygı duyamıyorsanız, bunca yıllık samimiyeti ve arkadaşlığımızı bir çırpıda silip atabiliyorsanız, bunu hakarete kadar götürebiliyorsanız çıkarın beni arkadaşlık listenizden. Rica ederim, önceden olsa ergenlik derdim. Parça parça dökülmenizdense bir anda gitmeniz beni daha mutlu edecektir.

Her ne kadar bunu yansıtamasam da ben hayattan siyasilerle değil, sizlerle keyif alıyorum.
Duvarınızda paylaştığınız bir resim, yazdığınız bir mesaj, attığınız bir mail, aradığınız bir dakika..
Siz farkında olmasanız da, benim bunlarla günlerce süren mutluluklarım oldu.
Göremesem de, görüşemesem de hepinizden bir parça taşıdığımı bilin.

Yılların verdiği samimiyeti bir çırpıda silebileceğiniz kadar değerli değil hiçbir şey..
Unutmayın, siyasiler gider, siyasiler gelir..
Ama bir dost, bir arkadaş, bir sevgili gider; bir daha da geri gelmez..
Keşke kızgın olsam, kızgınlığım geçer ama değilim.
Yalnız kırgınlıklar geçmiyor.
Hiçbir zaman anlaşıldığımı sanmıyorum, anlaşılamayacağım da..
Ama yine de aramıza siyaset girmesin. İdeolojiler yüzünden birlikteliğimizi yitirmeyelim..
Yolda karşılaşırken bir merhabanızı bile esirgediğiniz, önünüze bakıp görmezden geldiğiniz birisi olmayın..
Siz bu değilsiniz.
Birbirimizin siyasi pişmanlıkları olmayalım..

0

Her şey tersten giderken.. 
Objektifimiz buna ne kadar dayanabilirdi ki..
Günü tersten karşılarken..

Vicdanımızı Yitirmişiz..

Posted: by Bursevi in . , ,
0



Vicdanımızı yitirmişiz. Çok vicdansız bir toplum olmuşuz.

15 yaşlarındaki ayakkabı boyacısı genç, zabıtadan kaçarken ayağı kayıyor ve çamurlu su kütlesine düşüyor.
Zabıta, nasılsa çekti çekeceğini diyerek 
çekip gidiyor..

Çocuk; Kirli, ıslak üstüne başına aldırmadan, kırılan dört tarafa dağılan malzemelerini toplamaya çalışıyor kanayan eline koluna rağmen..

İşte o an bir kez daha anladım ki vicdanını yitiren İstanbul değilmiş, insanlıkmış. Bir vicdan sahibi de durup yardımcı 
olmuyor. Korkmayın elleri boyadan kapkara kesilen, üstü çamur olan bu çocuğun elinin kiri bir çoğumuzun mücadelesinden çok daha temiz, kirletmez.

Malzemelerini toplamasına yardımcı olurken tek kelime edemiyorum. Mahcubiyetinden, sanki bir suç işlemişcesine o da konuşamıyor.

Kardeşim mahcup olması gereken sen değilsin, başın dik dursun. Sana bunu yaşatanlar mahcubiyet duysun. Ailesinin tek geçim kaynağı olan bu çocuğun bam teline dokunmak yürek ister. Ben kolay kolay ağlamam, yaşam mücadelen, dik duruşun gözlerimi doldurdu genç kardeşim.. Cebimde fazlası olsaydı da verseydim. Sana bunu yaşatanlar utansın. Allah bu dünyada sana sabır versin..

Bir kez daha adaletine dünya..

0


Hz. Mevlana der ki; Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen hiç ol.. Menzilin yokluk olsun. 
İnsanın çömlekten farkı olmamalı, nasıl ki çömleği ayakta tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil hiç'lik bilincidir..

Bir "hiç olduğumuzu" unutanlara..

Nasrettin Hoca’ya sormuşlar:
“Kimsin?”
“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”
Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
…“Sen kimsin?”
“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.
“Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki, ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
“Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: “Hiçlik makamında!”

Neyimiz düz gitti ki..

Posted: by Bursevi in . , , , ,
0

Hep düzden yaşadık, neyimiz düz gitti?
Belki tersten yaşamak biraz huzur verir..?


hiç, birine benzettim galiba..

Posted: by Bursevi in . ,
0



Sanırım bir gün karşılaşmamız gerekecek. 

Sen parmağındaki halkayı fark ettirmeden saklayacaksın, ben ise gözlerimi kaçıracağım senden. 
Varsa yanımızda biri soracak: "kimdi O?"
İstemeden öldüreceğiz birbirimizi cevaplarımızla "hiç, birine benzettim galiba"...

Hoş bir kıssa..

Posted: by Bursevi in . , , , ,
0



Hoş bir kıssa..

Eski Türklerde, askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek ok atarlarmış. Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırta dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş, yıllar sonra bu sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ dan ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün bile güvenebileceğimiz bizi arkadan vurmayacak olan samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir.

Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar aşk, kendinden emin bir şekilde sorar;
Ben senden daha samimi ve daha cana yakınım sen niye varsın ki bu dünyada?
Arkadaşlık cevap verir:
Sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek için..

0

Her sabah hesabınıza 86.400 TL yatıran bir banka düşünün. Gün boyu istediğiniz kadar parayı harcamakta veya harcamamakta serbestsiniz. Parayı istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz. Oyunun sadece tek bir koşulu var: harcamayı başaramadığınız meblağ ertesi güne devretmez, akşam hesabınızdan geri çekilir ve bu paranın hiçbir bölümünü ne sebeple olursa olsun saklayamazsınız. Bir önceki günün tutarının tamamını harcamış veya hiçbir bölümünü harcamamış da olsanız ertesi sabah hesabınızda yine 86.400 TL bulacaksınız.

Nasıl keyifli değil mi?

Farkında olsanız da olmasanız da aslında hepimizin böyle bir bankası var. Adı ''ZAMAN" Her sabah 86.400 SANiYE hesabınıza yatıyor ve o gün daha fazlasını asla harcayamıyorsunuz. Kullanamadığınız kısım ise akıp gidiyor ve hesabınızdan siliniyor, hiç devretmiyor. Her gün size yeni bir hesap açılıyor,her akşam günün bakiyesi siliniyor. Eğer günlük hesabınızı kullanmadıysanız, bu zarar sizindir, geriye dönüş yok, yarından avans çekmek yok..

Bugünü, bugünkü hesaptan yaşamalısınız..
Zaman hiç kimseyi beklemez..
Dün artık mazi oldu.. Yarın ise muamma..
Bugün ise avuçlarımızın içinde bize sunulmuş bir armağandır..

0

Samimiyeti yakaladığım, içi dışı bir olan insanlara bayılıyorum. 
[Kendimi onların yanlarında rahat hissetmem ise tüm sahtelikleri bertaraf etmeye yetiyor.]

0


Milli Eğitim Bakanlığı'nın aldığı bir kararla 10 gün okula gelmeyen öğrenci sınıfta bırakılacak.

Eğitim sistemiz yıllardır sorgulanıyor ama asıl probleme hiçbir zaman temas edilmiyor. Arkadaş, siz 10 gün okula gelmeyen öğrenciyi sınıfta bırakacağınıza, öğrenciler için okulu gelmeye daha cazip hale getirseniz?

Mesela devamsızlık olmasaydı, öğrenci okula geldikçe puan kazansaydı ve puanlar okul hayatında nota çevrilseydi, yurtiçi-yurtdışı tatille ya da bilgisayarla ödüllendirilse..

Boş ders diye bir ders olsa çocuklar kafa dağıtsa..

Çocukların direkt ulaşabilecekleri bir temsilcilik mekanizması kurulsa..

Kısacası öğrencileri okula girmek için yalvartan "bugün okul dolu, seni almıyoruz" sistemi oluşturulsa..

Baskıcı tutum ve kurallar öğrenciyi okula bağlamaz bilakis soğutur. Bu mantalite devam ettiği sürece geleceğe yönelik verilecek eğitim bizi bir yere götürmeyecektir.
Kurallar koyulacağına eğitim anlayışımız yeniden sorgulanmalı..

0

Son günlerdeki gelişmelere bakış açım..
Son günlerde yaşanan gelişmeler o kadar can sıkıcı bir boyut aldı ki.. Neyin ne olduğunu çözmek, anlamak, olan bitenlere yetişmek imkansız. Tam anladım, olayı çözdüm derken hop bir yerden başka bir olay patlak veriyor. Anlaşılan toz kalkmadan kimin dayak yediğini anlayamayacağız.
Vesselam at izinin izine karıştığı şu günlerde sessiz kalmak daha cazip geliyor.