Politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Phoolan Devi..

Posted: by Bursevi in . , ,
0


Phoolan Devi


Siz Phoolan Devi'yi bilir misiniz?

Gelin biraz bahsedeyim..

-11 yaşında kocaya satıldı.
-14 yaşında tacizci kocasını terk etti, kaçırıldı, koca bir köyün tecavüzüne uğradı.
-18 yaşında çete lideri oldu, Robin Hoodvari bir şekilde zenginlerden alıp yoksullara dağıttı.
-20 yaşında tutuklandı, Hint yoksul alt tabakalarında efsane oldu, teslim olduktan sonra mahkemeye çıkarılmadan 11 yıl cezaya çaptırıldı, cezasını çetesinde yer alan erkeklerle birlikte aynı koğuşta kalarak tamamladı.
-31 yaşında parlamentoya girdi ve yasa koyucu oldu.
-Evinin önünde öldürüldüğünde 38 yaşındaydı.

Öfkeli kitleler, hükümeti onu yeterince korumamakla suçladığı sert protestolarla gömüldü.
"Doğduğumda bir köpekten daha değersizdim, şimdi bir kraliçeyim. Çoktan ölmüş olmalıydım, ama hala canlıyım. Tanıklığım, benimki gibi bir yaşamın bir daha asla yinelenmemesi için yeryüzündeki tüm yoksullara ve ezilmişlere uzanan bir el olsun.."

Siyonistler iş başında..

Posted: by Bursevi in . , , , , , ,
0



Tahrir'de Mübarek'i deviren kalabalıkla, dün Mursi'ye karşı aynı yerde direnenler arasında ilginç farklılıklar dikkat çekti

Mursi'ye karşı başlatılan gösterilerde merkez, yine Tahrir Meydanı oldu. Ancak 1 yıl içinde aynı noktadan çekilen iki fotoğraf karesindeki ilginçlikler, gözlerden kaçmadı.
Takvim'de yer alan haberde; 14 Nisan 2012 günü de dahil olmak üzere aylarca Tahrir'de sabahlayan gençler, Mübarek rejiminin devrilmesi için mücadele verdi.
Mübarek, 2 oğlu ile birlikte hapiste. Mübarek'ten sonra yapılan seçimlerde zafer kazanan Muhammed Mursi, 1 Temmuz 2012 tarihinde Cumhurbaşkanı olarak göreve başladı.

AYNI KANALLAR İŞ BAŞINDA 

Türkiye'de Gezi Parkı olaylarında ön saflarda yer alan medya grupları bölücülük çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. Aynı medya grupları Türkistan'daki Türklerin, Filistin'deki ve Suriye'deki Müslümanların katliamına sessiz kalıyor.
1 ay önce yapılan araştırmada Mursi'ye olan desteğin yüzde 70'i aştığı ortaya çıktı. İşte o tarihten sonra Mursi'ye karşı gösteriler artmaya başladı. Muhalif lider Hamdin Sabbahi, ayaklanmalara tam destek verdiğini açıkladı.

CNN İnternational, Fox News ve BBC, Mursi'nin fazla dayanamayacağını ve istifa edeceğini iddia etti. Oysa bu kanalların hepsi, Mübarek'e karşı ayaklanmanın çok etkili olmadığını iddia etmişti. İki fotoğraf arasındaki 7 fark ise şöyle: 

30 HAZİRAN 2013
Tahrir'de 300 bin kişi var..
Mursi'ye destek yüzde 73..
Yabancı medya 263 kişi..
Mursi karşıtları kumanya ve Cola dağıttı..
Akşam, yüzde 50'si evine gidiyor...
Yüzde 30'u işsiz..
Yüzde 15'i yabancı

14 NİSAN 2012
Tahrir'de 700 bin bin kişi var...
Mübarek'e destek yüzde 10...
Yabancı medya 12 kişi...
Günlerce aç olarak protesto ettiler...
4 ay alandan hiç ayrılmadılar...
Yüzde 90'ı işsiz...
Hepsi Mısır vatandaşı...

0


Karadenizliyim!
Lazca konuşma merakım hiç olmadı.
Ana dilde lazca isteğim olmadı gibi.
Karadeniz diye adlandırılan topraklarda hep gurbeti yaşadım.
Bazen inşaatçı oldum, bazen hamal.
Bazen yurt dışına göç eden emekçi.
Bazen milletvekili, bazen mühendis.
Patika yollarla doludur yaşadığım yer. Keçi yolu diye tabir edilen
yolları hiç keleş ile dolaşmadım.
Pusu atmadım askere, polise.
Senin gibi açlığı iyi bilirim. Beraber yüklendik ülkenin en ağır yükünü.
Emekçileri oynadık nesiller boyu.
Sen susuzluktan yakınırken ben sellerin sürüklediği molozlar arasında
kaybettiklerimi­n cesetlerini aradım.
Senin adın sınır kaçakçılığıyla anılırken, ben yasa dışı silah
kaçakçısı olarak tanındım.
Silah ürettim evimin ahırında, namlu taktım oyuncak silahlara.
Sen Irak, Suriye topraklarında gezinirken ben de Gürcistan
topraklarına uzanmışım ara sıra.
Bazıları bizi çok özdeş kabul eder.
Lazlar Kürt’ün deniz görmüşüdür der bilirsin.
Benziyor muyuz gerçekten?
Hem de çok, hem de hiç!
Aslında benziyoruz; sen karnı burnunda anne adaylarını kızak ile hastanelere
taşırken ben sırtımda taşıyorum.
Benzemez miyiz?
Ülkenin en ağır işlerini beraber sırtlandık.
Sen beton dökerken ben duvarcılık yapıyordum. Sen duvar örerken ben
demir döşüyordum.
Sen park simsarlığı yaparken ben gazinoları haraca bağlıyordum.
Benzemez miyiz?
Senin çocukların ile benim çocuklarımın kaderi de aynı, aynı
hastalıklardan kırılırlar, aynı hastalıklardan sakat kalırlar, aynı
eğitimsizlikten­ mağdur olurlar.
Benzemez miyiz hiç?
Sana ulaşma konusunda devletin nasıl geç kaldığını iddia ediyorsan
benim de farkım yok bilesin.
Devleti hep jandarma diye bilir yörem insanı.
Sizdeki gibi.
Benzemez miyiz?
Aynı gelenek yüzünden silahına sarılıp binleri öldürdük namus anlayışı
gereği.
Silaha merakımız, silahı yaşamın parçası görme anlayışımız hep aynı.
Benzemez miyiz?
Kürtler, Lazların deniz görmemişidir!
Ana dil hiç sorun olmadı benim için, bahane de olmadı.
Kültürel haklar gerekçesi ile hiç cana kıymadım ben.
Hiç pusu atıp mayın döşemedim körpe delikanlılara, yiğitlere. vatan
için görev yapanlara.
Hiç işyeri yakmadım.
Hiç kepenk kapatmadım insanların yüzüne.
Hiç yollara düşüp caniliği, canileri savunmadım.
Hiç Mehmetçik ile puştu bir tutmadım, yakıştıramadım vicdanıma.
Hiç benzemiyoruz hiç!
Çanakkale’de ben de öldüm.
Yetmedi Pontus çeteleri ile mücadelede öldüm.
Ruslara karşı öldüm.
Yetmedi Kore’de öldüm, Kıbrısta öldüm.
Bunu iğrenç ayrılıkçılık anlayışına kılıf uydurmak için malzeme konusu
yapmadım.
Nereden bilebilirim ki Çanakkale’de ölen atalarımın şimdilerde yapmaya
çalışacağım ayrılıkçılığa anlayış gösterebilecekl­erini ki!
Zafere ulaşmak için her yol mübah demedim, diyemedim.
Çocuklarımı sokaklarda taş atsınlar, barikat kursunlar diye yollamadım.
Bayrakları çiğnesinler, Milli Marşı söylemesinler diye öğütlemedim.
Lazlığımı Türklüğümün önünde görmedim hiç bir zaman.
Ben dağa çıkmadım.
Ülke ülke dolaşıp vahvahlarımı anlatmadım.
Bir oğlumu dağa bir oğlumu üniversiteye birini askere yollamadım.
Devlete vergiden kaçıp eşkiyaya haraç vermedim. Ekmeğine yağ sürmedim.
Gece dağda gündüz kurumda olmadım. Hastaneleri basmadım, okulları
yakmadım, şantiyeleri havaya uçurmadım...

Romney'in Türkleri Tahrik Eden Seçim Kampanyası

Posted: by Bursevi in . , , , ,
0

Bu kadarına da pes doğrusu. ABD seçimlerinde Romney'in kazanması için dua kampanyası başlatmışlar ve duanın gerçekleştiğini ispat için de Haçlıları örnek göstermişler.

Geçen cümle aynen şöyle: "Papa ve bütün Hristiyanlar dua etmeseydi bugün siz Türkçe konuşuyor olacaktınız."

Romney'in seçim kampanyası için hazırlattığı o siteye ulaşmak için tıklayın..

4




İrlanda mortgage'in pençesine düştü, iflas bayrağını çekti.
İspanya'nın ekonomisi durdu. Katalonya iflas bayrağını çekti.
Portekiz'de İspanya gibi küresel krizden nasibini aldı. İflastan kurtulamadı.
Yunanistan çoktan ipin ucunu kaçırdı, siyasi dayanmadı.
Ayda bir kabine değişikliği oldu, her gün bir istifa gerçekleşti.
Hareket edemeyen bir koalisyon oluştu.
Avrupa'nın kuklası, Almanya'nın duacısı oldu.
Euro bölgesi kangrene büründü.
Almanya yükünü azaltma telaşesine girdi.
Keza Avrupa kurtuluş ayinlerine..
Kısacası Avrupa ekenomik bir bohem içinde..

***

İtalya sallantıda, kucak açmıştı amcasına..
Fransa gül dökmüştü yollarına..

***

Adeti üzere Paris'e kurdu çadırını.
Kimse onun bu Arabi adetine ses çıkaramıyordu.
Keza Beyaz Saray'ın karşısına çadırını diktiği gibi..
Sarkozy "ebedi kardeşimiz",
Berlusconi "büyük dostumuz" dedi.
Kaddafi için kurtarıcı seramonileri yapıldı.
O da bu güzelliklere kayıtsız kalmadı güzellikler bahşetti.
Avrupa teminat aldı, ertesi gün gazeteler sevinci manşetlerine taşıdı.

Dekolte Tahrik Gücü Yüksek Bir Bombadır !

Posted: by Bursevi in . , , , , , ,
8

İstanbul'dasınız !

Şöför eğer bir anda aracı durdurup yoldan geçen çöp kamyonunun şürücüsü ile ile sohbet ediyorsa,

Şöför, öndeki araca kızıp otobüsü durdurarak Kadıköy'ün ortasında bağırarak küfür sallayabiliyorsa,

Şöför bir taraftan yolcuyla tartışırken diğer taraftan da espri yaparak diğer yolcuları gülme krizine sokuyorsa

biliniz ki İETT'dedesiniz :)

Dekolte Tahrik Gücü Yüksek Bir Bombadır !

Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Orhan Çeker'in geçenlerde verdiği demeci sağır sultan bile duydu. Hocamın görüşlerini destekliyorum.
Her şeyden önce %99'u Müslüman bir toplumuz.
Verilen demeci nasıl yorumluyor, nasıl anlıyorsunuz veyahut nasıl algılıyorsunuz anlamıyorum.
Yahu arkadaş nasıl bir bakış açınız var sizin ?
Prof. Sayın Çeker :  " Tecavüz elbette bir suçtur. Yalnız kadın tacize veya tecavüze uğruyorsa bunda en az erkek kadar kadının da suçu vardır " diyor. O yüzden hanım kardeşlerimizin günlük hayatta giyimlerine dikkat etmesini öneriyoruz, diyor.

Şimdi soruyorum:
Dekoltenin tahrik gücü var mı ?
Var
Etkilenmiyor musun ?
İster istemez.

Ee dahası ne ?
Amacınız belki cinsel duygularınızı tatmin etmek değildir ama en basitinden yolda bile bu tür vakalarla karşılaşmıyor musunuz ?
Erkeksi duygularınız kabarmıyor mu?
Bunun adı tahrik olmuyor mu ?
Oluyor.
Bunu kabullenmek mi gücünüze gidiyor ?
Bir yer de teşvik değil midir bu ?
Teşviktir yahu, teşvik be kardeşim !
Ne derseniz deyin..
"Dekolte tahrik gücü yüksek bir bombadır"

Şimdi çıkar birileri der ki; "Sanki sadece dekolte giyen taciz ediliyor, tecavüze maruz kalıyor."
Böyle bir düşünceye kapılıp burada ileri geri konuşanlar olabilir.
Yalnız konum bu değil eğer aklı selim bir insan yazımı düşünerek okursa böyle aptalca bir soruyla karşıma çıkmaz. Olurda sorarsa bunu da açıklarım ama burada yazmayacağım.

Bir bayan köşe yazarımız çıkmış:
"Jartiyerimi giydim tecavüzcümü bekliyorum" diye köşesinden bas bas bağırıyor.
Ne kadar harika bir başlık değil mi ?
Söyleyecek tek kelime bulamıyorum.
Utanıyorum sadece.

Bu son günlerde moda haline gelen mini etekli protestoculara sesleniyorum . .
Ruhunuz satılıktı biliyorum, bunu belli ediyordunuz ama bedenlerinizi bu denli piyasa malı yapacağınızı sanmıyordum !
Yazık. .

Bir Söz Bin Nasihatten İyidir. .

Medeniyet dediğin açmaksa bedeni, Afrikadaki yerli senden daha medeni. .

Sinema


Kurtlar Vadisi Filistin :  Sanırım 1.5 - 2 hafta kadar önce izledim, verilmek istenen mesaj gayet açıktı. Yalnız beğenmediğimi dile getirmeliyim.
Nedenini merak eden olursa yazarım yeniden . .

Müzik Kutusu

Şebnem Ferah & Nilüfer - Erkekler Ağlamaz
Mustafa Ceceli & Elvan Günaydın - Eksik
tavsiyemdir.

Nilüfer'in son albümü mükemmel olmuş.
Arşivinizde yer bulmalı diye düşünüyorum.

İlginç ama gerçek. .

Yapılan bir araştırmaya göre yabancı dil öğrenmek beyni çalıştırırken aynı zamanda Alzheimer hastalığını geciktiriyormuş..

Rakamlarla . .


En Fazla Göç Alan 5 Şehir

Başı her seferinde olduğu gibi İstanbul çekerken son zamanların büyüyen ve gelişmekte olan sanayi şehri
Kocaeli ise şaşırtmaya devam ediyor.Bursa'nın listede olmamasına şaşırdım doğrusu . .

Sıralama ise şöyle;

İstanbul
Ankara
İzmir
Antalya
Kocaeli

Fıkra

New York'ta İkiz Kuleler yıkılmadan önce bir adamla bir kadın kulelerin tepesinde akşam yemeği yiyorlarmış.
Romantik bir yer, ortam süper, Newyork acayip güzel, kemancılar, yemek... Her şey süper... Kadın mest...
Başlamışlar muhabbete.. Adam konuştukça kadın hayran, adam konuştukça kadın hayran..
Adam en sonunda konuyu yatağa getirmiş:

-Yatalım mı? demiş..
Kadın, birden ayağa kalkmış;
-Lanet olsun size, bütün erkekler aynısınız.. Aklınız fikriniz yatakta deyip kendini camdan aşağıya atmış..
65. katta bir İngiliz camı açmış hava alıyor.. Bir bakmış ki kadın düşüyor.. Kadını belinden yakalamış..;

-Napıyorsun? demiş.. Kadın ağlamaklı;
-Yaşamak istemiyorum, demiş.. İngiliz;
-Olur mu hiç, hayat güzel, bak, seninle Londraya gideriz..

Kadın;
-Eee sonra? demiş..
İngiliz;
-Orada benim şatom var..
- Eeee sonra??
-Atlara bineriz, av partilerine katılırız..
-Eee, sonra?
-En güzel viskileri içeriz

- Sonra?

-Şöminemizin karşısına geçeriz..
-Eee??
-Sonra da yatarız, demiş İngiliz..
Kadın yeniden ağlamaya başlamış;

-Allah kahretsin, bütün erkekler aynısınız,lanet olsun, aklınız fikriniz yatakta, demiş ve atmış kendini camdan aşağı..
45. katta bir Fransız balkonda hava alıyor.. Bir bakmış kadının biri düşüyor, hemen kadını belinden yakalamış;
-Napıyorsun? demiş..
Kadın ağlamaklı;
-Nefret ediyorum, yaşamak istemiyorum, hayat çok kötü, demiş..
Fransız;

-Olur mu.. Hayat çok güzel.. Seninle Parise gideriz..
-Eee, sonra?
-Cafelerde otururuz..
-Ee, sonra? demiş kadın..
-Şanzelizede otururuz..
-Sonra?

-En güzel yemekleri yeriz.. En güzel şarapları içeriz..
-Eee?
-Sonra, müzeleri gezeriz, elele tutuşup Eyfele çıkarız..
-Eee,sonra? demiş kadın..
-Ordan benim çiftliğime geçeriz..

-Eee,sonra?
-Yıllanmış bi şarap açarız..
-Sonra?
-Şarabımızı içeriz..
-Eee?

-Sonra da yatarız, demiş Fransız..
Kadın yine ağlamaya başlamış;

-Lanet olsun size.. Bütün erkekler aynısınız, aklınız fikriniz yatakta, deyip

Kendini tekrar camdan aşağıya atmış...
18.katta Temel balkonda hava alıyor... Bir bakmış kadının biri düşüyor..

Yakalamış belinden hemen;
- Ne ediysun? demiş..
Kadın ağlamaklı;

-Yaşamak istemiyorum.. demiş..
Temel;

-Olur mu, hayat çok güzel daa.. demiş..
-Seninle Rizeye gideriz..
-Ee, sonra??

-Ee,

-Çay toplaruk..
-Ee, sonra??
-Yaylaya çıkaruk..
-Ee, sonra??
-Ee, horon teperuk..
-Ee,sonra??
-Baktuk sıkılduk,deniz kenarına ineruk..
-Ee,sonra??
-Eenize açıluruk..
-Ee,sonra??

-Ee, hamsi tutaruk..

-Ee, sonra??
-Hamsi tava yeruk..
-Ee,sonra??
-Hamsi buğlama yeruk..
-Ee,sonra?
-Hamsikoli yeruk..
-Ee,sonra??
-Hamsili pilav yeruk..
-Ee,sonra

-Hamsi çorbası içeruk..
-Ee,sonra??
-Hamsi reçelu yeruk..
-Ee,sonra??
-Hamsili ekmek yeruk...
-Ee,sonra??
-Hamsi çorbası içeruk..
- Eeee, yani yatmıycak mıyız..? demiş kadın.
Temel kadına bakmış;

-Orospii!!! demiş, atmış kadını aşağıya...

Spor

Yıldızlarda Kayar

Beşiktaş - Fenerbahçe maçı . .
Maçın Kırılma Anı: Ferrari'nin yediği kırmızı kart !
Maçın Yıldızı :  Alex

4 değil 8 yese de arkasındayım.

Bursaspor - Gaziantep maçı
Bursaspor'u sevmem.Beni takımdan soğutan taraftarıdır.
Yalnız Ertuğrul Sağlam'a ve doğup büyüdüğüm şehre
karşı sevgimden dolayı 4 değil 8 yese de
Bursaspor'un arkasındayım.

Trabzonspor'un şampiyon olmasını istiyorum.
Yalnız bir gerçek var ki Fenerbahçe'nin liderin ensesinde olması
durumu zora sokuyor.
Fenerbahçe'nin son günlerdeki performansı yadsınamaz !

Not: Son zamanlarda blog yazan arkadaşların sayfalarına uğrayamıyorum. Ya da yazılarını okuyor yorum yazma fırsatı bulamıyorum. İşlerimin yoğunluğundan dolayı affınızı sığınarak özür diliyorum.
Selametle.

6


Biz millet olarak konuşup tartışmayı bir türlü layığı ile yerine getiremiyoruz.
Böyle bir kültür anlayışı yok.

Konuşmayı az-çok öğrendik ama hala tartışmayı beceremedik.
Biz halkın ekmeğini yemeği biliyoruz, biz onları çarpmayı ve nasıl kandıracağımızı biliyoruz. .

0

Siyasi bir durumun ailevi bir meseleye dünüşmesi durumun vahametini göstermektedir . .
Söz konusu abisinin zevcesi yani yengesi ve onun için sarfettiği sözler . .
Toplum olarak biz ne yapıyoruz yahu ?
Nereye gidiyoruz ?

Biri " Lâiklik " mi dedi ?

Posted: by Bursevi in . , , , ,
0

          Laiklik denilen bir kavram almış başını gidiyor. Efendim neymiş din devlet işlerine karıştırılıyormuş. Soruyorum kendilerine din devlet işlerine nasıl karıştırılıyor diye.

Ağızlarına dolanan tek kelime “TÜRBAN” . ”Kadınlarımız, kız çocuklarımız türban ile örtünüyorlar. Yarın ise kara çarşafa bürünecekler. Sonrası bizi felakete sürükleyecek. Arap ülkeleri gibi her zaman Batı’dan geri kalacağız, iyice gerileyeceğiz. Bilimden, ilimden, irfandan geride kalacağız. Avrupa’yı hep 50 yıl geriden takip edeceğiz, medeniyetten uzak bir toplum halini alacağız” diyorlar.

       Fakat şunu unutmamak lazım; Bacılarımızın, analarımızın örtüye kapanmaları ülkeyi bilimden, ilimden, irfandan geriye götürecek fikri tamamen yanlış ve karaktersizce, geçmişini unutanların düşüncesiz ithamlarından ibarettir.“ Örtününce beden kapanıyor, örtünün altındaki AKIL değil. ”Örtüye bürününce aklımızı, fikrimizi düşüncelerimizi de örtü altında saklamıyoruz. Açıkta olsanız kapalı da olsanız önemli olan tek şey o örtü altındaki aklı, zihni, fikri, en doğru şekilde kullanmak ve geliştirmektir. Bacımın örtü kullanması aklını kaybetmesi anlamına gelmiyor. Üstelik bunun medeniyetten geri kalmak adı altında değerlendirilmesi tamamen saçmalıktan ibarettir. Toplumumuzdaki kadınlarımız başını açmış, ilimde, irfanda hemen ileri mi gidecek? Bulunduğu ülke medeniyetin doruklarına mı erecek? . . .

0

Önce 1.500.000 civarı öğrencinin girdiği bir sınavda yapılan 49 programlık hatayla "ufak bir unutkanlık", bir süre sonra bunun şokunu yaşarken MF4 puan türünde yapılan başarı sıralamasındaki yanlışlık üzerine "insanız hata yapabiliriz, abartmamak gerekli.." şeklindeki açıklama..

Son olarakta KPSS'de soruların çalındığı iddiası..
Ve verilen cevap..
"3-5 kişi soruları aldıysa bilemem . ."



Bu nasıl bir terbiyesizlik, bu nasıl bir ciddiyetsizlik ?
Afedersiniz sizi sikime dahi takmıyorum der gibi kestirip atmak bu kadar basit mi ?

Milyonlarca öğrencinin üniversite hayali ile yanıp tutuştuğu bir sınav için "ufak bir unutkanlık" çok büyük bir vurdumduymazlık örneğidir.
Onlarca memur olmak için atama bekleyen insanın hakkına tecavüzdür.
YGS : 35 TL    : 52 Milyon 938 bin 165 Lira
LYS-1 : 20 TL : 12 Milyon 110 bin 400 lira
LYS-2 : 20 TL : 5 Milyon 536 bin lira
LYS-3 : 20 TL : 12 Milyon 706 bin lira
LYS-4 : 20 TL : 6 Milyon 982 bin lira
LYS-5 : 20 TL : 626 bin lira

Genel toplamda hasılatta 90 Milyon 898 bin 565 Lira gibi bir bütçe ortaya çıkıyor.
Eski parayla yaklaşık 91 Trilyon..

Bu paranın hakkını "ufak bir hatayla" verdiler teşekkürlerimizi sunarız..

Sonuç : Yarımağan ve ekibinin [ÖSYM'nin] Öğrenci Fizyolojisine verdiği zarar paha biçilemez...
Son bir not : Yaptığınız sınavda Sayısalcılar TM'ye, TM'ciler Sözele girdi.
TM ve Sözelcilerin kanını emdiniz yaptığınız sözde iyi sistemle..
Ricam ya sistemi böyle sürdürüp, TM ve Sözel kontenjanlarını arttırıp bölümünü okumak isteyen adayları görmezden gelmeyin ya da sistemi ilk haline çevirin..


Sözelde ilk 10.000'deki insan 25.000'deki bölüme yerleşemiyorsa,
TM'deki ilk 16.000'deki insan 36.000'deki bölüme yerleşemiyorsa

içine ettiğiniz, bunun sağını solunu yamamaya çalıştığınız sistem bir boka yaramıyor demektir ki bu da bir çıkmaza gidildiğinin resmi işaretidir. 
İstifa et demeyeceğim..
Adam olsanız toplu istifayı basardınız..
Diğer sınavlarda, adayların dengelerini bozmadan sistemi iyileştirip, ümitlerini yıkmadan soruları adam gibi kollayıp hatasız bir sınav yapmanız dileği ile . .
Arzular şelale..