0

Aramıza kaç dünya girdi kim bilir. Senden sonra öyle büyük bedeller ödedim ki..
Senin yalan ve ihanete ödediğin bedelin çok daha ağırını ben dürüstlüğüme ödedim. 
Ömrüne kattığın mutluluğu, benim hayatımdan çalman doğru muydu sence?
Gözlerin beni ararken benden önce kaç gözde kirlendi kim bilir? 
Bunun hesabını hiç sormadım ben sana.
Ama sen geçmişimi kabullenemediğin için, geçmişime sahip olmaya çalıştın. 

Benim olmak için değil, ait olmak için sahiplendin. Yine yanıldın! 

Değişirsin diye çok bekledim. Ve anladım ki insan değişir ama bizi asıl üzen hiç değişmeyenlerdir. Yaralar acıyı saklar, izleri hayatı gösterir. 
Gözlerini biraz aralayabilseydin, sana aydınlığı öğretecektim. Şimdi geceyi yak ki ışısın. Gidişini affetmeyişimdendir bu gaddar halim. Senden çok daha alaları beklese de kapımda, ben şairim; kıyamam turnayı gözünden vurmaya..

Acım mı? 
Geçmedi.. Alıştım sadece!

ç(alıntıdır)

... cümlesindeki anlatım bozukluğunu bulunuz..

Posted: by Bursevi in .
0


ben onu seviyordum, o da beni;

"ama aramızdaki tek ortak nokta yalnızca portakalı sevmemizdi."


cümlesindeki anlatım bozukluğunu bulunuz.


a)Soru hatalı
b)Sevmek için portakal yeterli miydi?
c)Kalp bilgisi error verdi.
d)Abi çok iyi yaa.
e)İlginç.f)Zor.
g)Hayırlısı olsun.
h)ÖSS hangi yıl sorusu bu?
..)

...)
....)

Belki benden bir bok olmayacak ama..

Posted: by Bursevi in .
0

''Belki benden, bizden bir bok olmayacak ama bizim çocuklarımız dünyaya barış getirecek, çünkü biz;
Madenci babasına, amcasına, abisine,
Gezi Parkındaki kardeşine,
Mısır'daki idam mahkumlarına,
Rabia meydanındaki Esma'ya,
Filistin'deki, Suriye'deki katledilen haksız yere ölen, yaralanan, ölecek olan ama hiç tanımadığımız akrabalarımıza üzülen insanlarız..''

Keyfe keder değil hatırlatana keder..

Posted: by Bursevi in .
0

9 bardak çay devirdim bu 10. olacak.
Muhtemelen sabaha kadar bir demlik daha indiririm.
Keyif çayı değil keder çayı. Keyfe keder değil hatırlatana keder.

Kimsenin zannettiği kadar güçlü biri değilim. Olamadım da. Tiyatrocu ruhu varmış kanımda..
Bir kelimeyle, bir mesajla ya da bir fotoğrafla tarumar olabilecek kadar GÜÇSÜZÜM.

Ve sonra..

Posted: by Bursevi in .
0


“Birini sevmeye küçük bir yerinden başlarsın, ya bakışını seversin, ya gülüşünü, ya susuşunu ya da bir sözünü; ve sonra, her şeyini seversin..”

Phoolan Devi..

Posted: by Bursevi in . , ,
0


Phoolan Devi


Siz Phoolan Devi'yi bilir misiniz?

Gelin biraz bahsedeyim..

-11 yaşında kocaya satıldı.
-14 yaşında tacizci kocasını terk etti, kaçırıldı, koca bir köyün tecavüzüne uğradı.
-18 yaşında çete lideri oldu, Robin Hoodvari bir şekilde zenginlerden alıp yoksullara dağıttı.
-20 yaşında tutuklandı, Hint yoksul alt tabakalarında efsane oldu, teslim olduktan sonra mahkemeye çıkarılmadan 11 yıl cezaya çaptırıldı, cezasını çetesinde yer alan erkeklerle birlikte aynı koğuşta kalarak tamamladı.
-31 yaşında parlamentoya girdi ve yasa koyucu oldu.
-Evinin önünde öldürüldüğünde 38 yaşındaydı.

Öfkeli kitleler, hükümeti onu yeterince korumamakla suçladığı sert protestolarla gömüldü.
"Doğduğumda bir köpekten daha değersizdim, şimdi bir kraliçeyim. Çoktan ölmüş olmalıydım, ama hala canlıyım. Tanıklığım, benimki gibi bir yaşamın bir daha asla yinelenmemesi için yeryüzündeki tüm yoksullara ve ezilmişlere uzanan bir el olsun.."

0

         Şu anda İran'da bir kedi sokakta yürüyor, sağa sola atılmış çöplerin arasından geçiyor. Patilerini dikkatli atıyor yerdeki kola kutularına basmıyor. Büyük bir çöp konteynırının üzerine çıktı şimdi Tahran'ı seyrediyor. Arka iki ayağını kırıp kıvrılıyor oraya büküyor boynunu. Birazdan çöpçüler çöpü almaya geldiklerinde rahatsız edecekler prensesi ama haberdar değilmiş gibi derin bir uykuya dalıyor. Hemen ileride eski bir plakçının önünden bir baba oğul geçiyor; "elimi sakın bırakma oğlum" diyor baba. Uzun gri eskimiş bir paltosu var belli ki yıllardır aynı paltoyu giyiniyor. Oğlunun gözleri dolu ya ağlamış ya da ağlayacak. Kim bilir babası dövdü ya da annesini daha çok seviyor annesiyle bu haftaki son görüşmesi.Hava soğudu.
         Bu paragraf sekizinci sınıf  toplumcu gerçekçi bir  romanın vasat bir gelişme bölümü olabilirdi. "Yağmur çiselerken "diye de ekleyebilirdim. Üç dört karakterle destekleyip piyasada rölantiyi tutturabilirdim.Ama artık eski yağmurlar yok kar da yağmıyor.
         Son iki haftadır sürekli burnum kanıyor. Önemsiz benim için. Kanayan yerlerimizin olması bile güzel aslında yaşadığımı hatırlatıyor çünkü. Annem aradı neden anneler günümü kutlamadın diye. Kapitalizmin oyunu dedim boş işler ana bunlar dedim. Üzüldü. Bir saat sonra tekrar ben aradım gönlünü aldım. Çok tuhaf oldum aslında. İliklerimize kadar işlemiş boşluk. Anılarım şeytanın kesesindeki paralar benziyor, keseyi açtığınızda kurumuş yapraktan başka bir şey bulamıyorsunuz diyor Sartre. Aslında ben de yalnızdım ama bir kente yürüyen ordu gibiydim.

         Geçmişinizi cebinizde saklayamazsınız onu koyacak bir eviniz olmalı oysa gövdemden başka bir şeyim yok benim. Dönüp geriye bakınca hiçbir başarısı olmayan biri olduğumun bilincindeyim. Yenilgilerimin de tecrübe kazandırdığı söylenemez. Yazdığım en içten yazıdır bu. Eveleyip gecelemedim kelime oyunları da yapmadım. Kader bir çizginin üzerinde yürümek ise o çizgi bizim dünyamızda yok.Bir yük trenin altında kalan kuşların gagalarında kalmış benim ömrüm. Bir ezginin ortasındayım şimdi. Bir yangının sonunda. Artık her şeyi tüketmiş gibiyim. Bana verilen sürenin sonuna geldim herhalde. Yarışmacı arkadaşlarım da öldü. Ben de öleyim. Öleyim tekrar dirilmeden. Başka bir dünya da istemiyorum. Tövbe edecek yüzüm de yok.Ne varsa yaşanacak onları da istemiyorum. Benim görmediğim hiçbir yeri de görmek istemiyorum. Suratım dağıldı. Gözlerim şişti.Evet gerçekten de üç günlük dünyanın üçüncü günündeyim. Son saatlerim olsun. Vasiyetim de yok geriye bırakacağım bir şey de yok. Rahatça gömebilirsiniz beni. Arkamdan ağlamayın demiyorum. Bir iki sene sonra zaten her şey düzelecek hayatınızda. Ailem de iki üç yıl sonra kendi hayatlarına devam edecekler.

           Yollarımı gittiğim yollarımı düşünüyorum. Bu ayaklar kaç kilometre yapmıştır acaba. Ölürsem en çok yürümeyi özleyeceğim. Saatlerce hiç durmadan yürüdüğümü bilirim. Geleceğimi görüyorum,şurada şu sokakta işte.Şimdiden biraz daha solgun. Gerçekleşecek de ne olacak sanki? Gerçekleşmeden ne kazanacak? Şu İran'daki kedi..Yürüyor,demin oradaydı şimdi başka bir yerde. Anlayamıyorum bunu. Şimdiyi gelecekten ayıramıyorum artık,ama sürüp gidiyor bu,yavaşça gerçekleştiriyor kendini. Zamanın ta kendisi bu,hem de çırılçıplak zaman.Ağır ağır var oluyor,bekletiyor insanı. Ama ortaya çıktığı zaman canımızı sıkıyor baştan beri orada olduğunu tahmin ediyorsunuz çünkü.Çünkü "kahkahamın düşürdüğü çiçekleri bulamadılar" diyor ismet abi.

         Hayat bir düğündü biz de bir Kamber. Hep bizsiz yaptılar düğünü. Şimdi bize gökyüzünden o düğünü izlemek yaraşır, bulutlardan yapılan parmaklıklar arkasından..

İHOK

İçimden geliyorum çok yorgunum.

Posted: by Bursevi in .
0

Yalnızlığa alıştıysanız yalnız değilsinizdir artık. Yalnızlık değerini kaybetmiştir. Basitleştirmiştir yalnızlık. Çorapla ıslak terliğe basmış gibi olursunuz. Rüzgar ne yönden eserse tersi istikamette yürüyoruz. Hiçbir ezgi bizim için çalmıyor. Hiçbir parmak değmiyor bizim için defe. Dönüyoruz. Dönüyoruz hiç varamadıklarımıza. Hiç bilmediklerimize dönüyoruz. Tıpkı bilmediklerimizi düşlediğimiz gibi..

Bugün gene format attım acılara. Zaten ne zaman acılara format atsam aklıma arabanın triger kayışı gelir. Tövbe edecek yüzümüz olsun yeter demiştim zamanında. Ne güzel günlerdi be. Yormayayım klavyeyi, kelimelere zulmediyorum şu an. İçimden geliyorum çok yorgunum.


İHOK

Platonikler gerçekler kadar yakmaz.

Posted: by Bursevi in .
0

Bir arkadaşım var.
Arkadaşım dediysem Facebook arkadaşım.
Aslında liseden bir üst devrem.

Günlerdir bir Facebook sayfasında atılan her gönderiyi beğeniyor altına yorum atmadan durmuyor.
Ki bu mesajların altında genelde merve adında bir sayfa yöneticisi olduğu yazıyor.
Bu, amiyane tabirle saf arkadaşım, kah gece kah gündüz merve'nin attığı tüm postlara beğeni ve mesaj atıyor, yetmiyor paylaşım altından karşılıklı mesajlaşıyor.
Her gece haber bandında durumlarını görüyor, ara ara da yorumlarını okuyorum..


Ya abazalık hat safhaya ulaştı diyorum ya da gerçekten saf bir tutulma yaşadı..
Orasını bilemiyorum.
Neyse üzülmemesi için bir şey demek istemiyorum ama o merve ile yazıştığını sandığı sayfanın sadece 2 yöneticisi var ve ikisi de erkek /:
Çok acımasızca değil mi?
Değil.
Platonikler gerçekler kadar yakmaz.
Sen alışıksın platonik yaşamaya..

Sırada yöneticisinin merve olduğu diğer sayfalara, yeni sayfalar açmaya..
Hadi sar bir daha başa..

0

Kadınlar da erkekler de dertlerini güzel güzel anlatsalar, kırıldıkları şeyleri içlerine atmadan, her şeyi karşıdan beklemeden, karşı tarafı da kırmadan söyleyebilseler..Ha bir de herkes kendi evinin önünü süpürse dünya daha yaşanılabilir bir yer olacak..