İyi ki üzmüşler seni. İyi ki acıtmışlar canını..

Posted: by Bursevi in .
0

İyi ki üzmüşler seni. İyi ki acıtmışlar canını. 
Ve iyi ki bugün olman gereken kişi olmuşsun. 
Şimdi, neye üzülüp neye üzülmeyeceğini; kime değer verip kime değer vermeyeceğini, kiminle yakın kiminle uzak olacağını biliyorsun.
Bundan daha güzeli var mı? 
Bence yok..

Yine olsa yine yaşarım..

Posted: by Bursevi in .
0

Unutamadığım hiçbir anım yok.
Unutamadığım hiçbir arkadaşım yok.
Hep daha iyisini yaşadım. Daha iyisini istedim.
Hiçbir şey için pişman olmadım.
Hep çok güzel şeyler yaşadım.
Yine olsa yine yaşarım.

Mesela sırf bitireyim diye bir tırtıla dönüşebilirim ben.
Kurbağadan prense ve prensten tekrar kurbağaya.
Mesela kadınları terk edemem ben. Hepsi de bunu bilir.
Çok pis bir numaradır. Sonra ne arar ne de sorarım.
Başta çok zevk alırlar bundan. Ama sonra bir bakarlar ki uçup gitmişim hayatlarından..

Hayat bakışımız aynı değildi..

Posted: by Bursevi in .
2


"Bir ilişkinin başlangıç dönemlerinde genellikle hassas sorunlardan kaçınılır..
Binbir itinayla henüz kurulan o kırılgan yapının kırılacağından, bozulacağından korkulur..
Ama benimle o kadın arasında derinden, temel bir fark vardı..
Hayat bakışımız aynı değildi.."

Belki de bir ilişkide, birçok insan burada hataya düşer; o kırılgan yapının kırılacağından korkar ve kendinden taviz vermeye başlar. İlk başlarda bunun farkına varılmaz. Birden hiç tanımadığı bir kişilik rolüne bürünür. Tabiri caizse bu ilişki bir evcilik oyununa dönüşür.. Kişi hayatta kendisi olamaz.. Ait olmadığı bir yaşamda ait olmadığı bir rolü üstlenir. Başlarda bu durum hoş gibi gözükse de bir müddet sonra (u)mutsuzluk çanları çalmaya başlar.. Yaşadığınız mutluluk sizin eseriniz değildir; bir başkasının sizin üzerinizde emaneten bırakmış olduğu, gayri ihtiyari iştirak edilmiş olan yapmacık ve gelip geçici bir duygudan ibarettir..

Veda ederken;


"Bir ilişkide kendiniz olamıyorsanız, o ilişkinin kuklası olmaya mahkumsunuzdur.

Aramıza siyaset girmesin..

Posted: by Bursevi in .
1

Birbirimizin siyasi pişmanlıkları olmayalım..

Her geçen gün kan kaybediyorum. Arkadaş kitlem bir bir eksiliyor. Herkes beni sevmek zorunda değil deyip geçiştiriyorum. Lakin son zamanlarda gördüm ki muhabbetinden keyif aldığım, ilkokul arkadaşlarım, yanında vaktin nasıl geçtiğini anlamadığım birçok arkadaşım, derslerinde gülüp geçtiğim hocalarım, sokakta maç yaptığım, taso oynadığım çocukluk arkadaşlarım şimdilerde bir bir beni arkadaşlık listelerinden çıkarıyor..
Peki neden? Siyaset yüzünden..
Son zamanlarda sık sık duyar oldum; Kusura bakma arkadaşım, görüşlerine katlanamıyorum, söylediklerini hazmedemiyorum..
İnsan başta ego yapıyor, senin bir düşüncene bile katlanamayıp arkadaşlıktan çıkaran kişiyle ne muhabbetin olabilir ki deyip geçiştiriyorsun. Ama artık kaldıramıyorum. Sevinebilirsiniz. Kendinize gurur duyabilirsiniz. Uzaklaşanlar o kadar arttı ki aman şu kırılmasın, aman şu şundan nem kapmasın diye diye bir şey yazamaz oldum. Mizah yaptım üzerine alınan sövdü geçti, yorum yaptım ne dinim kaldı ne imanım, bir atıfta bulundum onun bunun zümresine dahil olundum.

Arkadaşlar benim ben Muhammet! Çocukken top koşturduğunuz arkadaşınız Muhammet..
Birlikte taso oynayıp mahallede yenilmedik arkadaş bırakmayan Muhammet..
Top oynarken camınızı kıran komşunuzun oğlu Muhammet..
Bakkalına borç yapıp daha sonra verirsin dediğiniz Muhammet..
Birlikte ders çalıştığınız, çizim yaptığınız arkadaşınız Muhammet..
Sessiz sakin öğrenci profili çizen öğrenciniz 1214 Muhammet..
Gezdiğiniz tozduğunuz, beraber vakit geçirdiğiniz arkadaşınız Muhammet..
Her şeyinizi emanet ettiğiniz, sabahlara kadar sokakta volta attığınız, gönül meselenizde yanınızda olan, eve aldığı ekmeği yolda sizinle paylaşıp eve ekmeksiz giden arkadaşınız Muhammet..
Parti veya ideoloji bilmeyen, ama yanlış ama doğru ama eksik ama fazla her zaman olduğu gibi doğru bildiğinin peşinden giden çocukluk arkadaşınız Muhammet..

O partinin ya da bu cemaatin ideolojisini yansıtan Muhammet değil..

Tuttuğum taraf veya ideolojisini desteklediğim cemaat seçimi kazanmış ya da kaybetmiş ne yazar..
Ben sizi kaybedince daha çok üzülüyorum bilesiniz.
Hele hakaretleriniz, canımı en çok yakanlar onlar..

"İnsanlar mizah ve şaka yapabilirler. Fakat bazı konular vardır ki onlar asla şakaya gelmez. Orada ciddî olmak insanlık borcudur. Bayrakla alay edemezsin. Millî tarihle eğlenemezsin. Kuran'ı mizah konusu yapamazsın. Aile namusunu hiçe sayamazsın. Bunlar millî mukaddesattandır. Millî mukaddesatı olmayan millet, millet değil hayvan sürüsüdür.."

Benim mukaddesatıma, düşüncelerime, aileme, değerlerime dahi saygı duyamıyorsanız, bunca yıllık samimiyeti ve arkadaşlığımızı bir çırpıda silip atabiliyorsanız, bunu hakarete kadar götürebiliyorsanız çıkarın beni arkadaşlık listenizden. Rica ederim, önceden olsa ergenlik derdim. Parça parça dökülmenizdense bir anda gitmeniz beni daha mutlu edecektir.

Her ne kadar bunu yansıtamasam da ben hayattan siyasilerle değil, sizlerle keyif alıyorum.
Duvarınızda paylaştığınız bir resim, yazdığınız bir mesaj, attığınız bir mail, aradığınız bir dakika..
Siz farkında olmasanız da, benim bunlarla günlerce süren mutluluklarım oldu.
Göremesem de, görüşemesem de hepinizden bir parça taşıdığımı bilin.

Yılların verdiği samimiyeti bir çırpıda silebileceğiniz kadar değerli değil hiçbir şey..
Unutmayın, siyasiler gider, siyasiler gelir..
Ama bir dost, bir arkadaş, bir sevgili gider; bir daha da geri gelmez..
Keşke kızgın olsam, kızgınlığım geçer ama değilim.
Yalnız kırgınlıklar geçmiyor.
Hiçbir zaman anlaşıldığımı sanmıyorum, anlaşılamayacağım da..
Ama yine de aramıza siyaset girmesin. İdeolojiler yüzünden birlikteliğimizi yitirmeyelim..
Yolda karşılaşırken bir merhabanızı bile esirgediğiniz, önünüze bakıp görmezden geldiğiniz birisi olmayın..
Siz bu değilsiniz.
Birbirimizin siyasi pişmanlıkları olmayalım..

0

Her şey tersten giderken.. 
Objektifimiz buna ne kadar dayanabilirdi ki..
Günü tersten karşılarken..