0


Milli Eğitim Bakanlığı'nın aldığı bir kararla 10 gün okula gelmeyen öğrenci sınıfta bırakılacak.

Eğitim sistemiz yıllardır sorgulanıyor ama asıl probleme hiçbir zaman temas edilmiyor. Arkadaş, siz 10 gün okula gelmeyen öğrenciyi sınıfta bırakacağınıza, öğrenciler için okulu gelmeye daha cazip hale getirseniz?

Mesela devamsızlık olmasaydı, öğrenci okula geldikçe puan kazansaydı ve puanlar okul hayatında nota çevrilseydi, yurtiçi-yurtdışı tatille ya da bilgisayarla ödüllendirilse..

Boş ders diye bir ders olsa çocuklar kafa dağıtsa..

Çocukların direkt ulaşabilecekleri bir temsilcilik mekanizması kurulsa..

Kısacası öğrencileri okula girmek için yalvartan "bugün okul dolu, seni almıyoruz" sistemi oluşturulsa..

Baskıcı tutum ve kurallar öğrenciyi okula bağlamaz bilakis soğutur. Bu mantalite devam ettiği sürece geleceğe yönelik verilecek eğitim bizi bir yere götürmeyecektir.
Kurallar koyulacağına eğitim anlayışımız yeniden sorgulanmalı..

0

Son günlerdeki gelişmelere bakış açım..
Son günlerde yaşanan gelişmeler o kadar can sıkıcı bir boyut aldı ki.. Neyin ne olduğunu çözmek, anlamak, olan bitenlere yetişmek imkansız. Tam anladım, olayı çözdüm derken hop bir yerden başka bir olay patlak veriyor. Anlaşılan toz kalkmadan kimin dayak yediğini anlayamayacağız.
Vesselam at izinin izine karıştığı şu günlerde sessiz kalmak daha cazip geliyor.

0

İstanbul Arkeoloji Müzeleri - Kornelia Antonia Heykeli
Dünyada mevcut bazı şehirler vardır ki bunlar tarihleriyle, sahip oldukları değerlerle, sanat eserleriyle diğer şehirlerden ayrılır. Şehir kelimesinin muhtevasındaki birçok noktayı aşarak artık bir medeniyet telakkisi oluşturur. Öyle ki insanlar (yerli turist olsun yabancı turist olsun farketmez) bu şehre geldiğinde sadece içinde bulunduğu zamanı değil, yüzyıllar öncesindeki olayları görebilir, geçmişten şeyleri işitebilir, onlarla gururlanır, onlarla üzülür, onlarla sevinir velhasılı kelam tarihle hemhal olur.
İşte içinde bulunduğumuz şehr-i İstanbul'da, Gülhane'de bulunan İstanbul Arkeoloji Müzeleri tam da tarihle hemhal olunabilecek kadar özel sayılabilecek ender yerlerden bir tanesidir. Daha müzeye adımınızı atmadan mimarisiyle, heybetiyle büyüleniyorsunuz. Müzenin içinde sergilenen eserlerse nadide olmanın da ötesinde adeta bir medeniyet sergisidir. Şöyle ki; bir tarafta doğuyu fethe çıkan -çoğunu da fetheden- ancak aynı zamanda doğunun kültür ve medeniyeti içerisinde yolunu kaybeden İskender'e ait olduğu söylenen lahde bakarken, diğer taraftan şimdilerde beyazperdenin yıldızları olan 12 Olimposlu'yu seyre dalıyorsunuz. Zeus ve Poseidon heykellerinden çekinip Afrodit'in yanınızda canlanmasını isteseniz de fayda etmiyor.
Tüm bunlardan sıyrılıp kulağınıza gelen kılıç-kalkan sesine doğru yol alıyorsunuz, korka korka ilerlerken sesin kaynağının bir kitabe olduğunu görüyorsunuz; Kadeş Anlaşması, sayısız çatışmanın ve anlaşmanın ilk belgelenmiş hali..
Kılıç sesini de delip geçen bir ses daha beliriyor müze içerisinde. Daha derinlere ilerleyince bir aşığın sevgilisine yazdığı ve dünya üzerinde en eski aşk şiiri kabul edilen, Sümerce yazılmış bir tablet dile geliyor.
Onun hemen yakınlarında meşhur ve mağrur Babil şehrinin yine en az kendisi kadar meşhur olan İştar kapısının parçalarını, üzerinde duran ejder ile aslan kabartmalarını görüp bir kez daha bu toprakların medeniyetine saygı duyuyorsunuz.
Sonuç olarak söylemek gerekirse her yerde mevcut olan Doğu-Batı çatışmasının yanında iki medeniyetin öğelerinin bu derece barışçıl bir şekilde bir arada yaşadığı, paylaştığı başka bir yer bulmak neredeyse imkansız. Eğer gerçekten tarihin ara sokaklarında, koridorlarında, arka bahçelerinde yürümek ve tarihi gelişimi (her manada) hissetmek istiyorsanız, kesinlikle buna İstanbul'dan, Arkeoloji Müzeleri'nden başlamanız gerekmektedir.

0

Ben bu parçada buldum kendimi, onun nezdinde armağan olsun içinde kendini bulan herkese (:

"Gitmek istediğin neresi ve ulaşmak istediğiniz kim varsa kapayın gözlerinizi bu şarkı sizi ona ve oraya götürecektir.."

1

Benim ağzımdan "seni seviyorum" cümlesinin çıkması kolay değildir.
Her ne kadar iki kelime de olsa, herkese bahşedilmeyecek kadar özeldir.
İçerisinde barındırdığı derinlik o kadar basit değildir çünkü.
Bil ki bu cümleyi dolaylı yoldan da olsa duyuyorsan kıymetlimsindir..