0



Bir müddet sustuk..
Kafamın içinde ona söylenecek uçsuz bucaksız şeyler bulunduğunu hissediyordum, senelerce söylense bitmeyecek şeyler..

" Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna "

Beni boş ver. Konu ben değilim ki..

Posted: by Bursevi in . , ,
0

"Beni boş ver. Konu ben değilim ki. Hiçbir zaman da olmadım. Asıl sen kimsin? Senin heyecanların neler, tutkuların neler? Hayal kırıklıkların neler? Şu hayatta başın sıkıştığında ilk kimi ararsın? Seni karşılıksız seven insan kimdir, ne bok yersen ye seni bağrına basacak olan kimdir? Eğer böyle biri varsa bu akşam onu ara, halini hatırını sor bu vesileyle. Yoksa sen de bir gün benim gibi yapayalnız kaldığında, ufacık bir şeyi danışmak için bile arayacak kimseyi bulamazsın. Bu sözlerimi harcanmış yılların manifestosu olarak kabul edebilirsin. Çünkü tecrübe ıstıraptır güzelim ve zannettiğinden daha fazla ıstırap çektim. İstersen sonra yine araşalım, daha 64 dakika bedava konuşma hakkım var çünkü..."

Bil ki bu defa çok hazırlıksız yakalandım..

Posted: by Bursevi in .
3



Bir anda ortaya çıkan, pek sevgili sebepsiz sıkıntı; öyle durup durup aniden yüreğimin üzerine oturma..
Bil ki bu defa çok hazırlıksız yakalandım. Ellerimi semaya açtım: "Allah'ım.." dedim ve kaldım..
Ne söyleyeceğimi bilemedim.. Nasıl af dileyeceğimi, nasıl bir şeyler diyebileceğimi bilemedim..
Sıradan bir şeyler bile demek istedim ama nutkum tutuldu, dileyemedim..

Dünyada bir tek insana inanmıştım...

Posted: by Bursevi in . , ,
4


“Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkan olmadığını hissediyordum. Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.” 

-Kürk Mantolu Madonna-

5

Amin Maalouf - Semerkant 
Bir kaç gün önce elime aldığım Amin Maalouf'un Semerkant isimli kitabını bugün bitirme fırsatını buldum. Kitapla ilgili görüşlerime yer vermeden önce  Amin Maalouf kimdir kısaca ondan bahsetmek istiyorum.

Amin Maalouf, Orta Doğu'nun çalkantılı dönemlerinde 1949'da Lübnan'da dünyaya gelmiş, ekonomi ve toplumbilim okumuş ardından gazeteciliğe yönelmiş, çeşitli yayın organlarında köşe yazarlığı ve yöneticilik yapmıştır. 79'dan bu yana hayatını Paris'te idame ettiren Maalouf, hayatının büyük bir kısmını Asya ve Akdeniz kültürlerini taşıyan kitaplar yazmaya adamıştır.

Kitap, genel itibariyle Doğu Kültürünü ve yaşantısını ele alarak İran'ı, Ömer Hayyam'ı ve Rubaiyat'ının etrafında gelişen olaylar zincirini ele almaktadır. Semerkant, 1072 yılında yazılan bir el yazmasının yüzyıllar sonra okunurken aynı zamanda İran'ın tarihini ve onun çilekeş öyküsünü yansıtmaktadır. Özellikle tarihi romanlara ilgi duyanların bir nefeste okuyacağını düşündüğüm bir eser kıvamındadır.

Ancak her ne kadar roman kültürüyle yazılmış olsa da kitapta Osmanlı Devleti'ne bilhassa Sultan II. Abdülhamid'e karşı yapılan yakışıksız atıflarda bulunulması tahammül edilecek cinsten değildi. Zira Sultan II. Abdülhamid'i batinin bir kölesi, müneccimlerden medet uman, hatta daha da ileriye götürülüp haşa bir deli, bir ruh hastası olarak itham ediyordu. Kitabı bırakmam an meselesiydi ancak sonunda ne gibi bir saçmalığın yer alacağı meramımı yenemediğim için okumaya devam ettim.

Kitabın ilk 150 sayfası akıcı ve sürükleyici bir şekilde giderken birden farklı bir atmosfere geçiyorsunuz. İslam'a radikal bir pencereden bakmaya çalışan Maalouf eserinde tartışmaya açık birçok iğnelemede bulunmuş, İslam ve Şarap ikilemi arasında sık sık gidip gelmiştir. Şarabın meşruluğunu savunan Hayyam'ı yüceltmiş, ilerleyen saflarda İran'ın iç ve dış meseleleri konu alınmıştır. ABD'nin mutlak kurtarıcı olarak görüldüğü, İngiltere ve Rusya'nın ise mutlak sömürgeci ve baskıcı bir devlet olarak İran'ın iç işlerine karıştığı anlatılmıştır. Sonraki kısımlarda demokrasi yolunda büyük bir adım atmaya çalışan İran, tutucu ve baskıcı bir İslam rejimine ve monarşiye dayanan yönetimin esaretinden kurtulmak için Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı'na benzer bir halk ayaklanması gerçekleştirmektedir. Bu yolda kaybolan Rubaiyat'ın etrafında gelişen bir aşk dönencesi konu alınmıştır.

Semerkant, Ömer Hayyam, onun Rubaiyat isimli eseri, İslam'a karşı bakışı, aşkı ve tutkusundan yola çıkan eser; dönemin saray kültüründen günümüz siyasi ideolojisini tek yönlü alıp finali biçimsiz bir şekilde Titanic'in batışıyla sonlandırmıştır.

Kişisel Yorumum

Asya ve Akdeniz kültürlerine hakim olduğu söylenen Amin Maalouf'un, Semerkant'ı bu kültürlerden tamamen uzak ve Batı'nın etkisinde gelişen tek taraflı düşüncelerle ele almış görünüyor. Koyu ve fanatik bir muhalif ideolojiye sahip birisinin, okurken tahammül edebileceği türden bir eser olmamakla birlikte kısmi cinsellik yer almaktadır.