Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan

Posted: by Bursevi in . , , ,
0



Tüm İslam Alemi'nin mübarek ayı, 11 ayın Sultanı..

Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan

Tüm İslâm aleminin; ayların en faziletlisi olan 11 ayın Sultanı ramazan ayını, en verimli şekilde geçirmesini temenni ediyor, hayırlı ramazanlar diliyorum..

0


Geçenlerde internette dolaşırken bir forum sayfasının münazara bölümündeki konu başlığı dikkatimi çekti.
"Eşcinsel" olduğunu belirten şahıs, "Eşcinsellik toplum tarafından kabul edilmeli mi edilmemeli mi?" şeklinde bir soru sormuş. Ben de son zamanlarda gündemi meşgul eden ve bilhassa kişisel olarak da canımı sıkan bu mevzuya kayıtsız kalamadım ve damladım tartışmanın içerisine.

İlk başta "Bağrımıza basacak halimiz yok. Ben eşcinselim diye de ortada dolanmadan tedavi yoluna gitsinler. Kabul görüyormuş gibi bunu rahat bir şekilde ifade etmelerine karşıyım. Dillendirmeden içlerinde yaşasınlar.Ancak tam anlamıyla dışlamamız da ne kadar doğru bilmiyorum. Bu noktada mantığım duruyor aslında mantığım almıyor. Bilemiyorum.."

şeklinde cevap verdim.

Ardından "Ben bir eşcinselim ve bu kimliğimle bu sayfada yazılan tüm mesajlara cevap vermek istiyorum, konuyu da ben talep etmiştim zaten. Tedavi denilen şey mümkün değil, çünkü tedavi hastalıklar için kullanılan bir kavramdır ve eşcinsellik bir hastalık değil, doğuştan gelen bir durum. Dillendirmeden içinde yaşasınlar lafına gelince, eğer ben eşcinselliğimi söylemeyceksem, sen de heteroseksüelliğini söylemeyecek ve bunla ilgili imalarda bulunmayacaksın. Ayrıca dışlanmayı hak edecek ne yapıyoruz merak ediyorum. Aşık olmak ne zamandan beri suç? Cinsel ilişkiden bahsedeceksen, bu sizi ilgilendirmez zira yatak odası kişinin özelidir. Eğer sen benim kimle yattığıma karışırsan, ben de senin sevgilin veya karınla hangi pozisyonda seks yaptığına karışma hakkına sahip olurum, veya prezervatif kullanıp kullanamayağına. (:

Bağrınıza basılmaya ihtiyacımız yok, saygı duyun ve dedikodumuzu yapmayın yeter. (:"

şeklinde bir cevap aldım.

Bunun üzerine tartışmayı takip ettim.
Ve tekrar bir cevap verme gereği hissettim.

"Allah biz insanları dünyada sınar. Kimisini kadınla kızla, kimisini parayla pulla, kimisini hastalıkla dert ve tasayla.. Kimisi dünyaya gelmeden önce sınanır, kimisi dünyaya geldikten sonra..
Doğuştan eşcinsel olarak dünyaya gelenler varsa ki dinimizce bunun bir sınanma olduğu ve tedavi yoluna gidilmesi birçok kaynakta mevcuttur. Bu durumda olupta dinimizce belirlendiği gibi hareket eden kardeşlerimin Allah yardımcısı olsun diyorum ki bu kimseler zaten bunu reklam yapmazlar..
Onları gerçekten anlayabilirim, saygı da duyarım.
Ancak bunu ikili ilişkiye götürüp sapık bir fırka yolu oluşturup, milletin midesini bulandıranlara da kusura bakmayın saygı falan gösteremem.;Tercihlerinizin değişmesi için yine de dua ediyorum.
Toplumda ne kadar insan doğuştan eşcinsel olarak dünyaya geliyor acaba?
1 kişi eşcinsel olarak dünyaya geliyorsa 10 kişide sonradan sapık bir fırkaya yönelme oluyor. Ortada kendinizi reklam etmeyin dememdeki kasıtta burada. Temiz bir toplum için ortalığı ayağa kaldırıpta bunun kabul görmesini beklemeyin. 3. veya 4. bir cins oluşumunu elementmiş gibi ortaya sunup milleti de alet etmeyin.
Yok cinsel arzularınızı sizde sağda solda anlatmayınlar falan. Saçmaca yapılan bir yorum ve savunma. Bunları zaten uluorta yerde söylediğim ya da konuştuğum da yoktur. Ahlaki olarak sizi kabul edemediğim gibi cinsel arzularımı ya da yaşantılarımı da uluorta konuşmuyorum.
Kusura bakmayın ama saygı da duyamıyorum. Çünkü dinen de kişisel olarak da kabul edemiyorum.
Yukarıda yazılan onlarca dogmatik kaynağı reddedipte hala bunu kendi lehinize çevirme anlayışınız saygı noktasındaki düşüncelerimi sıfırladı.
Lut kavminin eşcinsellikten dolayı yok edildiğini kabullenemediğinize göre inanç konusunda da problemleriniz var. Bu noktada size ne söylersem söyleyeyim bu durumu değiştiremeyeceğimi, düşüncelerimi veya düşüncelerimizi kabul etmeyeceğinizi bildiğimden ne kadar konuşsak boş.
Dedikodunu ya da dedikodunuzu falan da yaptığım yok. Aksine konusu açılsa ortamdan uzaklaşırım.
Kendi kendinize kompleks oluşturmayın. 
Biz kendi halimizde yaşıyoruz diyorsanız öyle de devam edin. Sizi bilemiyorum ama sağda solda normal insanlara sarkanlarınız var ki o noktada kafalarına sıkasım geliyor. Olur olmadık laflar sarfetmekten korkuyorum o yüzden burada sonlandırıyorum. 
Yolunuzda size başarılar diliyorum."

şeklinde son yorumumu attım. Ardından cevap olarak atacak bir şey bulamamış olacak ki tek bir karşı yorum gelmedi. Ayetten, hadisten de dem vurmayı bilirdim ki dini noktada noksan ve ateist olduğunu iddia eden birisine dinden imandan bahsetmek, yeni doğmuş çocuğa yürü demek gibi bir şey. O yüzden bunlara girme ihtiyacı dahi hissetmedim.

Şimdi aynı muhabbet Twitter'da #escinsellikyasaklansin hashtagi altında yayınlanıyor.

Bir twitter yorumunda, cahil cühela takımının öncülerinden ünlü bir şahsiyet Nahide Ekengil ‏düşüncesizliğin, bilgisizliğin ve ahlaksızlığın boyutunu öyle sözlerle dile getirmiş ki kelimeler onun terbiyesizliğini anlatacak cümleler kurmaya yetmiyor.

"@NahideEkengill : Alan memnun, veren memnun :) size ne giriyor onu anlamadim :) #escinsellikhaktir" demiş.

Kendisine " Yarın bir gün sizin çocuğunuz eşcinsel ya da lezbiyen olur.O zaman alan memnun,veren memnun diyebilir misiniz merak ediyorum" diye atıfta bulundum.
Hala saatler geçmesine rağmen cevap atmıyor neden acaba?

Yine bir yorumda; "savunmuyorum ama özgürlük adı altında kimse kimseye karışmamalı" denilmiş.
Neyin özgürlüğü neyin dünyası bu? Yarın bir gün Allah korusun senin zürriyetinden biri bu yola bu illete düşse o zaman özgürlük naraları atacak mısın? Kur'an da bizzat karşı çıkılan Allah tarafından yasaklanan bir şeye sen nasıl olurda özgürlük adı altında karışılmamalı, saygı duyulmalı diyebilirsin? Eşcinselliği özgürlük deyip savunan zihniyetin beynine oksijen tüpü de yerleştirsen mantıklı düşünemez!

Yukarıda yazdıklarımdan ötürü beni bağnaz ve gerici gören hatta söven sayan bir çok insan olduğunun farkındayım ama unutmayın ki bunlar Allah'ın emri. Siz söverek sayarak bana değil, O'nun buyruğuna sövdüğünüzü saydığınızı unutmayın ki böyle bir şeyi yok saymak, aleyhinde aksi bir şey söylemek Hafazallah inançlı, Müslüman bir bireyi dinden bile çıkartır. 

0

Lenovo Z570 serisi - Tam Bir Fiyasko! [Deneyim ve Tecrübelerim]


22 Haziran 2012 Cuma günü kargoyla teslim almış olduğum Lenovo Z570 serisi, WB******** seri numaralı ürünüm tekrar onarılmamış bir şekilde geri geldi.
Bu yaklaşık iki ay içerisinde ikinci kez kargoya veriyorum. Buna rağmen bozuk bir şekilde geri gönderiliyor.
Anlamadığım husus, böylesine kurumsal bir firma tamir ettiği bilgisayarları hiç kontrol etmeden mi yolluyor?
Bu nasıl bir müşteri memnuniyeti, nasıl bir anlayıştır acaba?

Müşteri servislerini arıyorum, 2.5 aylık bir mağduriyetten söz ediyorum. Mağduriyetimin giderilmesi için bilgisayarın değişmesi mi yoksa ücret iadesi mi yapılacaksa gereğinin yapılmasını istiyorum şeklinde düşüncelerimi beyan ediyorum. Bunun mümkün olmadığı ve ürünün tekrar servise alınması gerektiği belirtiliyor. Bilgisayarın serviste kaldığı süre kullandığım süre zarfından çok. Bu zamana kadar sabırlı bir şekilde davranmaya çalıştım. Zira teknolojik üründür, bir takım problemler çıkabilir ama bir makineye karşı bu kadar ilgisiz davranılması inanın beni Lenovo'dan soğuttu.

Bu makineyi ve firmayı savunan insanlardan biriydim, son dakikaya kadar toz kondurmuyordum ancak bu saatten sonra ürünleri hakkındaki tüm fikrim değişti.
Milletin alay konusu olduk. Bu süre zarfındaki Lenovo tecrübesi hassasiyetimi yerle bir etti.
Yarıda kalan işlerim, makineden faydalanamadığım süre zarfındaki maddi ve manevi kaybımın zaten haddi hesabı yok.
İşlerim ve projelerim yarıda kaldı, teşekkür ediyorum.


Bu 3 oldu. Üçtür aynı hatayı alıyor ve aynı muameleyle karşılaşıyorum. (Mavi Ekran Hatası. Birincisinde ram değişti hata değişmedi. İkincisinde anakart değişti hata değişmedi.)
Müşteri servisini aramaktan zaten bir hal oldum ona değinmiyorum bile ancak bu ürünle ilgili ilgilenen birinci ağızdan bir tekniker mi artık hangi yetkiliyse görüşmek istediğime dair bir istekte bulunuyorum. Bunun da mümkün olmadığı söyleniyor. Tekrar servise vermem isteniyor. Verelim bu sefer kaç ayda gönderilecek, gönderilmesini geçtim öyle ya da böyle gönderiliyor ancak tamir olmuş halde mi gelecek? Cidden sinirlerime hakim olmakta güçlük çekiyorum.


Aradığım kişilerin de birer ekmek peşinde olan çalışan olduğunu biliyorum, yaptıkları işlere saygı duyuyorum ancak yerime kendilerini koymalarını istiyorum.
Öğrenci birisi tüm birikimlerini toplayıp 1.500 liralık bir harcama yapıyor, karşılığında bu reva görülüyor.
Artık şirket prensibi nasıl bir politika uyguluyor bilemiyorum. Sat sonrada salla mı deniliyor acaba?

Kesinlikle ben Lenovo'dan soğudum. İnternetteki aramalarım da seri de ciddi problemler yaşandığını gösteriyor özellikle ram değişimi vs. bitmek ilmeyen servis süresi ve daha neler neler..
Arkadaş seride bir sıkıntı varsa toplat makinaları, kurumsal kimliğini zedeletme!

Firmayı diğer ürünlerinden dolayı eleştiremem ancak z570 serisi ve duyarsız müşteri hizmetlerine benim sitemim.

Bakalım bu sefer ki dönüş ve açıklama ne şekilde olacak...



Bu rüyalar tesadüf olamaz...

Posted: by Bursevi in . ,
0

Rüyalarımı artık hayra yoruyorum, son 1 yıldır gördüğüm rüyaların hiç biri tesadüf olamaz. Bir mesaj verilirmişçesine her defasında aynı yola çıkan bu rüyalar kesinlikle tesadüf olamaz. Aksine bir şeylerin habercisiymişçesine arka arkaya görünmeye devam ediyor ve daha neyi bekliyorsunuz dercesine de cesaretlendiriyor.


Yüce Allah sanki bir mesaj verirmişçesine her defasında aynı yola çıkarıyor rüyalarımı(zı). Paranoyak olduğumu düşünüyordum ta ki daha önceki gün benzer tarzdaki rüyaları bir süredir kendisinin de gördüğünü söyleyen Ortak'ımın açıklamalarına kadar. İlginç geliyor ancak yolumuza hayrolur inşallah...

2

Şimdi başlık da neyin nesi diyebilirsiniz. Şöyle izah edeyim ben..
Genelde mahallede ya da herhangi bir muhitte gece geç saatlere kadar dolanırken 3-5 vardiyasında olan 3-5 polis abimizin mutlaka bir selamını almış, bir kaç kelam etmiş iki kelimenin belini kırmışlığınız olmuştur. (:

Ben tip itibariyle de temiz yüzlü, saçını sağ tarafa doğru yaslayan nur yüzlü biri olmama rağmen bu polis abilerden her fırsatta nasibimi almıştırım (:

Şöyle ki üniversiteye gelene kadar geceleri arkadaşlarla akşam sefası sürenlerdendim. Saat akşam 8-9 oldu mu dışarıya damlardım.
(Bilhassa saat 8-9 dediniz mi ya Şenol ya da Yavuz evin ziline basar, bir iki dakikaya geliyorum der 15-20 dakika aşağıda ağaç eder öyle çıkardım (: )

Yeri gelir mahalleme nazır dere kenarında bir parkta sohbet eder, mangal çevirir yeri gelir çayımızı demler kuruyemişlerimizi mideye indirirdik. Tabi saati unutur giderdik.
Bazen bir cafenin yolunu tutar, bazen 4 kişilik bir sayıyı tutturduk mu okey atmak için kıraathanenin yolunu düşerdik. (Denk getirebilirsek, çaylar Şenol'un babası Recep abiden olurdu :D)
Bazen 7-8 kişi olduk mu internet cafeye gider orada bir Counter Strike atardık ki stres atmanın en keyifli yollarından biriydi.
Bazen de sokakta top oynayan çocuk gördük mü emrivakiyle karışık oyunlarına girer, maça karışırdık.

Neyse ben şimdi bunları niye anlatıyorum?

Bu yukarıdaki saydığım aktivitelerin benim eşref saatimin olduğu zaman diliminde gerçekleşiyor olması ve bu saatlerde davetsiz misafirlerimizin (pek kıymetli polis abilerimizin) bir takım muamelelerine sebep anlatıyorum.

Şimdi iki kuruşluk arada değerlendirme fırsatı bulduğumuz bir keyfimiz var.
Dere kenarında arkadaş sohbeti eşliğinde bir kaç bardak çay veyahut kola bir de çekirdek eşliğinde muhabbet sürerken bizim espritüel polis abilerimiz başta kimlik, sonrasında da üst araması yapıyor.

Yok kontrol yapsınlar, elimizden geldiğince yardımcı olalım tabi de şimdi üst aramasına gelince o huyum kurusun tik midir ne andırsa görevli polis abimiz daha dokunmadan refleks olarak huylanmaya başlıyorum :D
Tabi milleti bir kaç saniyede arayıp tarayıp bırakıyor ancak iş bize gelince uzuyor. Abicim tikim var diyorum, konuşma ekip otosuna dayan diyor :D

Şimdi biz dere kenarında olduğumuzda, genelde aynı devriye döndüğünden bir süre sonra muhabbet koyulaştı kanka olduk üst aramasından kurtulduk öyle ki arada yanımızdan geçer korna çalar, selam verip geçerlerdi :D
Bazen çaya da kalırlardı sağ olsunlar :D


Cafede Counter Strike atarken de bu tarz muamelelere tabi oluyorduk.
Yalnız burada durum biraz içler acısı olabiliyor. Neden?
Yaşı tutmayan bir çok velet arkadaşın ekip otosuna sıkış tepiş bindirilerek, ekip otosunun arka camına ağzı yapışmış şekildeki son görüntülerine şahit olmak da yürek burkmuyor değildi hani :D

Ancak onlarda bilinçli ebeveynleri sayesinde evlerine dönüyorlardı sonuç itibari ile (:


Yalnız bir durumdan daha yakınacağım.
Lise sonda yine kontole yakalandık. Nüfus cüzdanımda 6. sınıf nacizane okul fotoğrafı resmim var ki sormayın içler acısı :D
Bir kıravat ki iki parçası da ayrı telden çalıyor, kayık vaziyette. Saçlar deseniz dedemin berberlik deneyimini benim kafada gerçekleştirdiği yıllar :D
Tek güzellik var oda saf bakışlı bir yüz :P :D (Arada o resimi görür bazen gülerim bazen hüzünlenirim :D )
Kimlik kotrolü var GBT Sorgulaması yapılacak, çıkarın kimlikleri. Neyse çıkardık kimlikleri verdik polis abimize adam bir kimliğe baktı bir de bize sonra aldı bir gülme :D
Ulan içimden sövüyorum ki ne sövüyorum :D
Arada iki de espri patlatıyor: - Olum üç lira ben vereyim beş lira da Emin abin git nüfus müdürlüğüne şunu değiştir la :D dediğini ben de cevaben para mühim değil abi gitmek nasip olmadı dediğimi unutmuyorum :D

Aradan iki - üç yıl geçti şimdi değiştirdim :D
İstanbul - Kadıköy manşeli bir kimliğimiz oldu. Hem de daha düzgün bir fotoğraf baskılı :D
Gerçi o fotoğrafım için de bazen balici kılıklı olduğum yorumları da gelir ama kulak asmıyorum şimdilik (:

Şimdi ben ne istiyorum (:

1) Laubali Polis memuru istemiyorum (:
2) Tikim var dediğimde arama yapmayı bırakacak Polis memurları istiyorum (:

Saygılar, sevgiler efendim (: